Eğitimlerimize katılan yetişkin ve öğrencilerin kendi el yazılarıyla GERİBİLDİRİM
örneklerini okumak için
  

 

 


 

 
Yazarlarımızın Düzenli Yazdığı Dergiler 
 

YAZARLARIMIZIN DÜZENLİ YAZDIĞI DERGİLER


     

 
     

 

Genç Gelişim Dergisi Editörden

Yaşlı kadın, bahçede oturan beyaz sakallı üç adamla karşılaştı. Daha önce hiç görmemişti onları. "Sizi tanımıyorum ama aç olmalısınız Lütfen içeri gelin, size bir şeyler ikram edeyim." diye seslendi. Eşiniz evde mi diye sordular. Evde olmadığını söyleyince "O halde gelemeyiz." diye teklifi kibarca reddettiler.

Akşamleyin kocası eve gelince gündüz olanları anlattı yaşlı kadın. "Git ve içeri çağır onları!" deyince, kadın üç yaşlı adamı tekrar eve davet etti. Bu kez de "Üçümüz aynı anda gelemeyiz." dediler. İçlerinden biri arkadaşlarını işaret ederek, “Şu gördüğünün ismi 'zenginlik'tir. Diğeri de 'başarı'. Bense 'sevgi'yim. Şimdi içeri girin ve kocanızla birlikte hangimizi içeri almak istediğinize karar verin."

Yaşlı kadın içeri girdi ve olanları eşine anlattı. Adam duyduklarına çok sevindi. "Fırsat kapımıza geldi. Hemen 'zenginliği' içeri davet edelim. Evimize girsin ve bolluk getirsin." Karısı bu teklife katılmadı. "Bence başarıyı davet etmeliyiz." Kızları bir köşede onları dinliyordu. Dayanamayıp fikrini söyledi: "Neden 'sevgi'yi çağırmıyoruz? Evimiz sevgiyle dolsun."

"Bu kez kızımızın sözünü dinleyelim." dedi yaşlı çift ve 'sevgi'yi içeri almaya karar verdiler. Kadın dışarı çıktı ve yaşlı adamlara sordu: "Sevgi hanginiz?” Sevgi kalktı ve yürümeye başladı. Diğer ikisi de peşi sıra onu takip ettiler Yaşlı kadın şaşkınlık içinde sordu: "Ben sadece 'sevgi'yi çağırmıştım. Siz neden geliyorsunuz?" Üç yaşlı adam hep birlikte dediler ki: "Eğer 'zenginlik' ya da 'başarı'yı davet etseydiniz, diğer ikimiz dışarıda bekleyecektik. Fakat 'sevgi'yi çağırdınız. 'Sevgi' neredeyse, 'zenginlik' ve 'başarı'da orada olacaktır."

Genç Gelişim bundan iki yılı aşkın bir süre önce, girdiği her eve, ısıttığı her avuca sevgiyi taşıma amacıyla yola koyulmuştu. Çünkü biliyorduk ki; başarı, mutluluk, huzur ve refah sevginin en yakın takipçisiydiler. Tüm umutlarımız, tüm amaçlarımız yüreğimizdeki ilk günkü sıcaklığından hiçbir şey kaybetmedi. Köşede fotoğrafını göremeseniz de yine Adem Özbay yönetmenliğinde tüm ekip yolumuza soluksuz devam ediyoruz. Tabi sizinle el ele, yürek yüreğe…

 

Beyin Gücü Dergisi Editörden

Çağımızda artık internet, cep telefonları ve uydular aracılığıyla müthiş bir iletişim ağı kurulmuş durumda. Dünyanın iki ucundaki insanlar bu iletişim ağı sayesinde sanki yüz yüzeymiş gibi birbirlerini görebiliyor ve iletişim kurabiliyor. Dünyadan yüz binlerce kilometre uzaklıkta küçük bir uydu sayesinde, dünya üzerinde yaşayan her hangi birinin nerde ve ne yapmakta olduğunu seyredebiliyoruz. Bir zamanlar bilimkurgu romanlarının baş konusu olan bu haberleşme ağı, artık günümüzün bir gerçekliği...
.
Ve insanı bu gerçeklikten çok daha fazla heyecanlandıran bir gerçeklik daha vardır ki; o da beynimizin gerçekliğidir.
.
Dünya üzerinde kurulan bu iletişim ağının milyonlarca katı, başımızın içinde, kafatasımızın hemen altındaki, iç içe geçmiş kıvrımlar gibi görünen, sadece 1.5 kg ağırlığında o garip ve bir o kadar da gizemli organımızda, beynimizde gerçekleşmektedir.
.
Şöyle düşünün. 992.000.000.000, yani yaklaşık 1 trilyon insan bilgisayarının başında internete giriyor ve hepsi aynı anda birbiriyle iletişim kuruyor. 1 trilyon insan, aynı anda hep birlikte sohbet ederken, buna hiç ara vermeden 657.000 saat, yani ortalama bir insan ömrü olan 75 yıl boyunca devam ediyorlar. İşte iki avucunuza rahatlıkla sığacak kadar olan beyninizdeki, her hücre yaşamınızın başlangıcından sonuna kadar böyle muazzam bir iletişim kuruyorlar. Kimi zaman bizi hayrete düşüren iletişim teknolojisi ise onun yanında ilkel kalıyor.
.
Duyu organlarınız aracılığıyla toplanan bilgiler saniyenin 50’de biri süresinde vücudunuzun her noktasından beyninize taşınıyor. Beyninizin merkezi sinir sitemindeki 85 milyar nöron, duyu organlarınızdan gelen bilgileri işliyor ve karar veriyor. Ve tüm bunlar sizin algılamanızın mümkün olamayacağı kadar kısa sürelerde ve sürekli devam ediyor. Bir ayağınızı kaldırıp, diğerinin önüne attığınız o birkaç saniye içinde beyninizde milyonlarca işlem gerçekleşiyor.
.
Daha da heyecan verici olan ise, beyninizin bilgi depolama kapasitesidir. Dünyanın en büyük kütüphanesi Kongre kütüphanesinde, 800 km uzunluğundaki raflara ancak sığan, 29 milyon kitap vardır. İnsan beyninin kapasitesi ise 200 trilyon kitaba denktir.
.
“Unutuyorum”, “Zihnimi toparlayamıyorum”, “Beynim patlayacak gibi”, “Kafam almıyor”, “Hafızam çok zayıf”, Aklımda kalmıyor” gibi nice sözlerle beynimizi sınırlandırıyor olmamız, herhalde onun bu muhteşem yapısını algılayamıyor olmamızdan kaynaklanıyor olsa gerek...
.
Atalarımızın dediği gibi; “Meyve veren ağaç taşlanır”. Beynimiz yaşamımız boyunca hiç ara vermeden ve dinlenmeden bize hizmet ederken, biz birbirimize ve kendimize karşı sözlerimizle, düşüncelerimizle onu sınırlandırmaya, baskılamaya, bir anlamda taşlamaya devam ediyoruz...
.
Sevgili okurlar, her sabah kalkıp, aynaya baktığınızda sadece uykudan şişmiş gözlerinize ve dağılmış saçlarınıza bakmayın. Onların ardında, dur durak bilmeden çalışan ve hale gizeminin denizde damla kadarlık bir bölümünün açıklanabildiği, dünyanın en büyük harikasını taşıdığınızı bilerek bakın kendinize. Onun potansiyelini kullanmanızı zayıflatacak sözler sarf etmekten uzak durun. Beyninizi bir şamar oğlanına çevirmek yerine, onun algılamakta zorlandığımız çalışma gücüne hayranlığınızı ve takdirinizi hissedin. Hatırlayın ki, onun ne kadar değerini bilir ve zararlı düşüncelerden korursanız, o kadar ışığını yansıtacaktır size.
.
Beyninizin gücünü her geçen gün daha iyi kavradığınız ve onu daha çok kullanmak adına kendinizi geliştirdiğiniz bir bilince ulaşmanız dileğiyle...

 

NLP Türkiye Dergisi Editörden

“Kuşağımızın en büyük devrimi,
insanların zihinlerinin içini değiştirerek
yaşamlarını değiştirebileceklerinin keşfedilmesidir.”
William James

1972’de Richard Bandler Matematik bölümünde öğrenciyken John Grinder Dil Biliminde Yardımcı Doçentti, yeni bir terapi okulu kurmak gibi bir amaçları yoktu. Dönemin başarılı aile terapisti Virginia Satir, davranış bilimci Fritz Perls ve Psikolog, Psikiyatr hipnotist Milton Ericson’un çok etkili uygulamalarının modelini çıkartarak elde ettikleri sonucu başkalarına da aktarabilmeyi hedefliyorlardı.
Teorilerle ilgilenmiyorlardı. Bu çalışmanın sonunda uygulanabilir ve öğretilebilir olan başarılı terapi modelleri ürettiler. Birbirinden çok farklı kişilikler olan üç başarılı terapisti modelleyip, hayret verici benzer kalıplar elde ettiler.
Bu kalıpları alıp, rafine ettiler, katıksız hale getirdiler ve bir etkin iletişim modeline dönüştürdüler. “Etkin İletişim” yanında, “Kişisel Değişim”, “Hızlandırılmış Öğrenme” ve “Daha Sevinç Dolu Bir Yaşam” için kullanılabilir hale getirdiler ve yeni uygulamaya da NLP adını verdiler. Belki şurası kesin ki NLP çalışmaları kişisel, profesyonel ve ruhsal gelişim, değişim ve dönüşümle ilgilidir.
Önce kendi üzerinizde çalışarak gerçekten olmak istediğiniz kişi olursunuz, sonra etkin bir şekilde başkalarına yardım edersiniz, kendinizle ve çevrenizle daha iyi iletişim kurarsınız, sevgiyle hizmet edersiniz.

J. O’Connor isimli NLP konusunda alim bir zat, 1989 yılının Ağustos ayında Kaliforniya şehrinde üç yüz kişilik seçkin bir gruba, NLP üzerine, sadece üç dakika süren bir seminer vermişti. “Bayanlar baylar” diye başlamıştı sözlerine, “Yaşam yolculuğunda başarılı olabilmeniz için sadece şu üç şeyi hatırlamanız yeterlidir:” Tahtaya şu üç terimi yazmıştı : Outcome (Ulaşmak İstediğiniz sonuç), Acuity (Duyusal Keskinlik) ve Flexibility (Esneklik). Sonra dinleyicilere dönerek şu açıklamayı yapmıştı: “İlk olarak ne istediğinizi bilmelisiniz. Her durumda, her koşulda ulaşmak istediğiniz sonuç hakkında açık bir fikriniz olmalı. İkinci olarak duyularınız keskin ve açık olmalı ki, kendinize olanlara dikkat edebilesiniz. Meditasyon yaparak bunu geliştirebilirsiniz. Üçüncü olarak arzu ettiğiniz sonucu
elde edene kadar yöntemlerinizi değiştirecek, değişimi sürdürebilecek bir esnekliğe sahip olmalısınız. Hepsi bu.” Sonra kendisini izleyenleri saygıyla selamlayıp seminer salonundan çıkmış, gitmişti.

Ülkemizde 90’lı yılların başında NLP öğretisini kaynağından almış birkaç tane uzman varken, şimdi her türlü branşta eğitmenlik yapabilecek düzeyde 200’den fazla NLP uzmanı yetişmiş durumdadır. Türkçe telif edilmiş veya tercüme edilmiş doğrudan NLP’yi konu alan 300’den fazla kitap var. Türkiye’nin değişik şehirlerinde 30’dan fazla NLP Eğitim Merkezi var. Bunların yanında artık bir dergimiz de var: NLP Türkiye.  Anlaşılabilir, yalın bir dille, güncel ve uygulanabilir bilgileri, kişisel gelişim ve NLP ile ilgilenenlere ulaştırmayı hedefleyen dergimiz, iki ayda bir gazete bayilerinde olacak. En iyi “Ben”e ulaşma yolculuğunda iyi yolculuklar…

.
Etkinliklerimizden
 ve indirimlerimizden haberdar olmak için;
.
E-POSTA
 LİSTEMİZE KATILIN.
 Adınız

 Soyadınız  
 E-Posta  

KAYDET

   . 
     BİZE DANIŞIN...
.
  Uzmanlarımıza danışmak
ve
 sorularınızı yönlendirmek için;
.

 
           MEDYADA 
          PUSULA
 
TV Programlarımızdan,
Gazete/Dergi Haberlerimizden örnekler için;
.
.
EĞİTİMLERİMİZDEN
GÖRÜNTÜLER