|
Beyin Gücü Dergisi Editörden
Çağımızda artık internet, cep telefonları ve uydular aracılığıyla müthiş bir iletişim ağı kurulmuş durumda. Dünyanın iki ucundaki insanlar bu iletişim ağı sayesinde sanki yüz yüzeymiş gibi birbirlerini görebiliyor ve iletişim kurabiliyor. Dünyadan yüz binlerce kilometre uzaklıkta küçük bir uydu sayesinde, dünya üzerinde yaşayan her hangi birinin nerde ve ne yapmakta olduğunu seyredebiliyoruz. Bir zamanlar bilimkurgu romanlarının baş konusu olan bu haberleşme ağı, artık günümüzün bir gerçekliği...
.
Ve insanı bu gerçeklikten çok daha fazla heyecanlandıran bir gerçeklik daha vardır ki; o da beynimizin gerçekliğidir.
.
Dünya üzerinde kurulan bu iletişim ağının milyonlarca katı, başımızın içinde, kafatasımızın hemen altındaki, iç içe geçmiş kıvrımlar gibi görünen, sadece 1.5 kg ağırlığında o garip ve bir o kadar da gizemli organımızda, beynimizde gerçekleşmektedir.
.
Şöyle düşünün. 992.000.000.000, yani yaklaşık 1 trilyon insan bilgisayarının başında internete giriyor ve hepsi aynı anda birbiriyle iletişim kuruyor. 1 trilyon insan, aynı anda hep birlikte sohbet ederken, buna hiç ara vermeden 657.000 saat, yani ortalama bir insan ömrü olan 75 yıl boyunca devam ediyorlar. İşte iki avucunuza rahatlıkla sığacak kadar olan beyninizdeki, her hücre yaşamınızın başlangıcından sonuna kadar böyle muazzam bir iletişim kuruyorlar. Kimi zaman bizi hayrete düşüren iletişim teknolojisi ise onun yanında ilkel kalıyor.
.
Duyu organlarınız aracılığıyla toplanan bilgiler saniyenin 50’de biri süresinde vücudunuzun her noktasından beyninize taşınıyor. Beyninizin merkezi sinir sitemindeki 85 milyar nöron, duyu organlarınızdan gelen bilgileri işliyor ve karar veriyor. Ve tüm bunlar sizin algılamanızın mümkün olamayacağı kadar kısa sürelerde ve sürekli devam ediyor. Bir ayağınızı kaldırıp, diğerinin önüne attığınız o birkaç saniye içinde beyninizde milyonlarca işlem gerçekleşiyor.
.
Daha da heyecan verici olan ise, beyninizin bilgi depolama kapasitesidir. Dünyanın en büyük kütüphanesi Kongre kütüphanesinde, 800 km uzunluğundaki raflara ancak sığan, 29 milyon kitap vardır. İnsan beyninin kapasitesi ise 200 trilyon kitaba denktir.
.
“Unutuyorum”, “Zihnimi toparlayamıyorum”, “Beynim patlayacak gibi”, “Kafam almıyor”, “Hafızam çok zayıf”, Aklımda kalmıyor” gibi nice sözlerle beynimizi sınırlandırıyor olmamız, herhalde onun bu muhteşem yapısını algılayamıyor olmamızdan kaynaklanıyor olsa gerek...
.
Atalarımızın dediği gibi; “Meyve veren ağaç taşlanır”. Beynimiz yaşamımız boyunca hiç ara vermeden ve dinlenmeden bize hizmet ederken, biz birbirimize ve kendimize karşı sözlerimizle, düşüncelerimizle onu sınırlandırmaya, baskılamaya, bir anlamda taşlamaya devam ediyoruz...
.
Sevgili okurlar, her sabah kalkıp, aynaya baktığınızda sadece uykudan şişmiş gözlerinize ve dağılmış saçlarınıza bakmayın. Onların ardında, dur durak bilmeden çalışan ve hale gizeminin denizde damla kadarlık bir bölümünün açıklanabildiği, dünyanın en büyük harikasını taşıdığınızı bilerek bakın kendinize. Onun potansiyelini kullanmanızı zayıflatacak sözler sarf etmekten uzak durun. Beyninizi bir şamar oğlanına çevirmek yerine, onun algılamakta zorlandığımız çalışma gücüne hayranlığınızı ve takdirinizi hissedin. Hatırlayın ki, onun ne kadar değerini bilir ve zararlı düşüncelerden korursanız, o kadar ışığını yansıtacaktır size.
.
Beyninizin gücünü her geçen gün daha iyi kavradığınız ve onu daha çok kullanmak adına kendinizi geliştirdiğiniz bir bilince ulaşmanız dileğiyle...
|